Bakan Kurum: COP31’de taahhütlerden çok uygulamayı konuşacağız
İstanbul, 23 Ekim (Hibya)-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da medya temsilcileriyle bir araya geldiği programda açıklamalar yaptı.
İstanbul, 23 Ekim (Hibya)-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da medya temsilcileriyle bir araya geldiği programda açıklamalar yaptı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da medya temsilcileriyle bir araya geldiği programda, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı COP31’in hazırlıklarına, iklim eylemi hedeflerine ve uluslararası temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kurum, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek zirvenin, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
İklim değişikliğinin etkilerinin giderek ağırlaştığını belirten Kurum, siyasi ve ekonomik krizlerin küresel gündemde öne çıktığını ancak iklim krizinin uzun vadeli ve kalıcı bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Seller, orman yangınları ve kuraklıkların dünyanın farklı bölgelerinde etkisini gösterdiğine işaret eden Kurum, Türkiye’nin sahada kazandığı deneyimleri ve geliştirdiği çözümleri uluslararası toplumla paylaşacağını kaydetti.
Kurum, “Asıl büyük kriz, iklim değişikliği ile birlikte bu gezegenin artık üzerinde nefes alınamayacak, yaşanılamayacak bir yere dönüşme tehlikesidir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin COP31 hazırlıkları kapsamında yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü bildiren Kurum, 50’den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduklarını belirtti. Farklı müzakere gruplarının beklentilerinin dinlendiğini aktaran Kurum, gelişmekte olan ülkelerin öncelikleriyle gelişmiş ülkelerin endişelerini dikkate aldıklarını ifade etti.
Kurum, COP31 başkanlık sürecinin yaklaşımını, “Bir uygulama COP’u olsun istedik. Artık taahhütlerin değil, uygulamanın konuşulduğu, neticenin alındığı bir COP başkanlığı süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya ilan ettik” sözleriyle açıkladı.
Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olduğunu ve 2053 net sıfır emisyon hedefini ilan ettiğini hatırlatan Kurum, İklim Şurası’nın ardından iklim kanununun çıkarıldığını, şehircilik, sanayi, enerji ve atık yönetimi alanlarında da hedefleri destekleyecek adımlar atıldığını belirtti.
Antalya’da daha önce EXPO için kullanılan 1 milyon 100 bin metrekarelik alanda yürütülen hazırlıklar hakkında bilgi veren Kurum, organizasyon kapsamında 527 bin metrekarelik mavi bölge ile 582 bin metrekarelik yeşil bölgenin planlandığını bildirdi. Ulaşım bağlantıları, güvenlik sistemleri, toplantı salonları ve basın altyapısı dahil olmak üzere organizasyonun farklı bileşenleri üzerinde çalışıldığını belirtti.
Mavi bölgede BM’nin resmi müzakerelerinin yürütüleceğini ve 11-12 Kasım tarihlerinde Dünya Liderler Zirvesi’nin düzenleneceğini açıklayan Kurum, şu ana kadar 85 devlet ve hükümet başkanının katılım bildirdiğini söyledi. Kurum, uluslararası medyanın da organizasyona yoğun ilgi gösterdiğini ve yaklaşık 3 bin gazetecinin katılımının beklendiğini kaydetti.
Yeşil bölgenin ise bilim, sanat ve teknoloji aracılığıyla iklim çözümlerinin tanıtılacağı bir alan olacağını belirten Kurum, üniversitelerin, girişimcilerin, gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının burada bir araya geleceğini ifade etti. Bu alanda uygulamaların, bilimsel çalışmaların ve yeni projelerin tanıtılacağını aktaran Kurum, özellikle gelişmekte olan ülkelerin bilim ve teknolojiye erişiminin desteklenmesinin önemine değindi.
Kurum, COP31’in yalnızca bir zirve olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Küresel görünürlük, diplomatik etki, uluslararası iş birlikleri, yatırım ve dönüşüm açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.
COP31 başkanlık eylem gündeminin 10 öncelikli tema üzerine kurulduğunu belirten Kurum, temiz enerji ve elektrifikasyon, sıfır atık, gıda güvenliği, uygulama köprüleri, okyanuslar ve denizler gibi alanlarda çalışmalar yürütüleceğini söyledi. Finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme konularının ise tüm başlıkların ortak ihtiyaçları olarak ele alınacağını kaydetti.
Kurum, 2035 yılına kadar uzanan küresel uygulama hedefleri kapsamında elektriğin dünya genelindeki nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Küresel atık artış hızının yarı yarıya azaltılmasının ve binalardaki enerji kullanım yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesinin de hedefler arasında bulunduğunu belirtti.
Üretim ve inşaat sektörlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının artırılmasına yönelik hedeflere de değinen Kurum, kullanılan ürünlerde geri dönüştürülmüş malzeme oranının en az yüzde 15’e çıkarılmasını amaçladıklarını ifade etti. Kurum, iklim hedeflerinin hayata geçirilmesi için finansmana erişimin, teknoloji paylaşımının ve uygulanabilir projelerin geliştirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.
Uluslararası kuruluşlar, kalkınma bankaları, finans kuruluşları, yerel yönetimler ve özel sektörün bu süreçte rol üstlenmesi gerektiğini belirten Kurum, iklim eyleminin üretim ve istihdamla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kurum, iklim değişikliğine karşı dirençli şehirlerin oluşturulmasına da ayrı bir başlık açacaklarını belirterek, Türkiye’nin deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarından elde ettiği deneyimi uluslararası katılımcılarla paylaşacağını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde deprem bölgesindeki 11 ilde, 14 milyon vatandaşı kapsayan yeniden inşa çalışmaları için 100 milyar doların üzerinde yatırım yapıldığını ifade eden Kurum, üretim kapasitesine ilişkin olarak günde 550 konut seviyesine ulaşıldığını söyledi. Kurum, bölgede inşa edilen konutların enerji performansına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, bu deneyimin dirençli şehirlerin geliştirilmesi bakımından önem taşıdığını kaydetti.
Türkiye’nin iklim alanındaki çalışmalarında Sıfır Atık hareketinin de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kurum, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlayan yaklaşımın COP31 alanında da yansıtılacağını ifade etti. Bu kapsamda sıfır atık müzesi, çocuk ve gençlik atölyeleri ile sıfır atık köylerinin planlandığını aktardı.
Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin enerji ve gıda güvenliği dahil farklı alanlarda kendi kendine yeterlilik kapasitelerini geliştirmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin doğu ile batı, kuzey ile güney arasında köprü kuran bir ülke olarak sürece liderlik etmeyi amaçladığını söyledi.
Kurum, “Bu bizim için gerçekten bir konferansın çok daha ötesinde. Biz geleceği beklemiyoruz, onu şekillendirmeye gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2026 Sağlık Dosyaları Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.